uzaklaşmak

kahramanımız kumsalına sis inmiş; akdenizin o kendine has laciverti sisin arkasında azalarak kaybolan bir adadadır. henüz yağmış olan yağmur ufak ormanın zulasında gizli kalmış kokuları ortaya çıkarmıştır. o inanılmaz koku armonisi gözle görülebilecek kadar net ve karakterimizde sinestezik etkiler uyandirabilicek kadar kuvvetlidir. kumsalın hemen gerisinde kısa boylu ağaçların başlangıcını haber verdiği yeşil renginin sonsuz skalasına sahip bir orman vardır. hemen o ağaçların dibinde ahşaptan yapılmış genişçe bir verandası bulunan bir ev vardır. tek katlı, pencereleri dışa doğru açılan, ve sanki dünyanın başlangıcından beri oradaymışçasına eski duran ama tüm bunlara rağmen eski gücünden hiçbir şey kaybetmemişçesine bakımlı bir ev. kahramanımız verandadadır. verandanın alçak duvarları bir sarmaşık tarafından zaptedilmiştir. verandanın içinde irili ufaklı birçok saksının içinde alabildiğine rengarenk çeşitli çiçekler vardır. hemen verandanın bitip evin başladığı duvara dayanmış devasa boyutta beyaz üzerine kırmızı desenli kanepe durmaktadır. kahramanımız işte o kanepenin üzerinde, bacaklarını yanına toplamış vaziyette oturmaktadır. oturduğu yerden hem kısa ağaclarla başlayan orman hem de sisin gaspettiği akdeniz kıyıları görülmektedir. kahramanımız birinden sıkılsa bakışlarını diğerine çevirip dünya üzerindeki bütün huzuru o an ele geçirebiliyordur. kanepenin hemen önünde ufak, ahşaptan bozma dekoratif bir sehpa durmaktadır. sehpanın uzerinde açık bir kitap ters durmaktadır, kitabın yanında yarısı içilmiş bir kadeh şarap ve şişesi durmaktadır. kahramanımız sağ elini yanağına koymuştur, ve hafifçe eğik olan başını destekliyordur. saçları başının sağ tarafına doğru sarkıp elini kapatmaktadır. diğer elini ise ısıtmak için yanına topladığı bacaklarının arasında tutmaktadır. insanı incitmeyen bir serinlik vardır havada ya da insan incinemeyecek kadar huzurlu olduğundan sadece o serinliği içinde değil de vücudunun üzerinden hissedebiliyordur ancak. kahramanımız rahatlamıştır, bunu yüzündeki belli belirsiz ama kendini farkettiren tebessümden anlıyoruzdur. bir şeylerin üstesinden gelmiştir ve kısa dinlendirici bir tatili sonuna kadar hakettiğini düşünmektedir. dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir şeyler oluyordur, bir yerlerde savaşlar, kaçışlar, öldürülen insanlar, yeni doğanlar, kırılan hayaller, ümitsizlikler, açlık, sefalet, yaşama savaşı, yasama mutluluğu vardır. tüm bunlar o ince sis tabakasının ötesindedir artık. artık kahramanımız için kısa bir süre pause düğmesine basma zamanı her şeyden uzaklaşma zamanıdır. kahramanımız yanındaki genişçe yastığa doğru uzanır, kafasını üzerine koyar, dizlerini karnına doğru çeker. son kez ormana ve kumsala bakar sırayla. ardında her seyden uzak bir uykuya dalar.

Görsel: Il Postino (1994/Michael Radford)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder