uykunun şu huzurlu dinginliği

kahramanımız yorgundur. dışarıda yağmur yağdığını saçlarının ıslaklığından anlarız. kapıdan henüz girmiştir ve elinde hırkası vardır, kolunu kaldırıcak hali olmadığından hırka yere sürtmektedir. önündeki koltuğa yaklaşır. koltuğun üzerinde battaniye vardır ve gayet davetkar bir sıcaklık yaymaktadır etrafına. biraz daha yaklaştığında koltuğun tam bir kisinin sığabileceği büyüklükte olduğunu anlarız. odanın sıcaklığı düsüktür yalnız koltuğun hemen yanındaki ufak soba gözümüze çarpar. kahramanımız hırkasını elinden bırakır, ayaklarını yere sürterek ilerler, artık koltukla sobanın arasındadır. 'bazen bir battaniye ve bir soba her şeyi kusursuz kılabilmekte. ufak mutlulukların tuhaflığı' diye düşünür kendini koltuğa bırakmadan önce. yavaşça kıvrılır battaniyenin altına. her hareketinde ürperen vücudu birazdan dalacağı dingin ve huzurlu uykunun düşüncesiyle gevşemeye başlar. sobadan gelen cılız sıcaklık yuzunde belli belirsiz bir renk bırakır. bir yandan saçlarını yastığın üzerine dağıtan kahramanımız, diğer yandan battaniyenin her yerini örttüğünden emin olmak ister. sobayı tutarak kendine çeker. 'bu sıcaklık yeterli' diye geçirir aklından. battaniyeyi çenesine kadar çekmiştir. gözlerini yummadan önce etrafına son bir kez daha bakıp, yaşadığı diğer günlerden pek de farkı olmayan gunünü düşünür. aynı seyler, aynı koşuşturmada aynı konuşmalar, aynı günaydın ve iyi geceler, aynı yüzler, gülüşler, anlamsız bakışlar. hep aynı gunün rekonstrüksiyonundan başka hiçbir şey değildir yaşanılanlar. kahramanımız gözlerini yumar. uykuya dalarken aklında tek bir cümle yankılanır "onu boydan boya gecen için labirent yoktur"*.


* Italo Calvino
Görsel: Reconstruction (2003/Christoffer Boe)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder