var olmak

kahramanımız iyi ki doğmuştur. yılın en gel gitli iklimleyin ayında varoluşunun her yılki tekrarını yaşamaktadır. yalnızdır ama yanında yazarımız ona eşlik etmektedir. karlara gömülmüş vaziyette sonsuz bir beyazlığın ortasında iki nokta gibi uzanmşlardır yan yana. üşüyen yüzleri burunları ya da elleri umurlarında değildir. yanlarında cep konyağı vardır ve dönüşümlü olarak ufak yudumlar almaktadırlar. yani içleri dışarının aksine beyaz ve soğuk değil alabildiğine kırmızı ve hayli sıcaktır. etrafta uzanıp giden kalın kar tabakasından başka herhangi bir şey herhangi bir renk ya da herhangi bir iz yoktur. kar yağmaktadır evet ama belli belirsiz sadece havada uçuşmaktadırlar sadece. kahramanımız ve yazarımız gökyüzünü seyretmektedirler. gözleri havada uçuşan kar tanelerini takip ederek o kar taneleri arasında gezinmektedirler. yüzlerine düşen karlar inanilmaz bir hızla beyazlıklarını kaypedip yok olmaktadırlar. bulundukları yer uzaktır ya da öyle dedikleri bir yerdir. yani bulundukları yere uzak demektedirler. bir boşluk değil daha çok boşluklardan uzaklaşmaktır. uzayıp giden bir beyazlığın icinde boylu boyunca uzanmak. cep konyağı elden ele dolaşmaya, ufak şişenin icinden ufak yudumlar almaya devam etmektedirler. üzerilerindeki giysilerin hemen ötesindeki soğuk gittikçe anlamsızlaşmaya başlamıştır. soğuğun önce etkisini sonra varlığını yitirmesi hayli yoksul bir durumdur. fakat kahramanımız ve yazarımız soğuğu yüzlerinde ve ellerinde hissetmektedirler. bu onlara yetmektedir. çünkü hemen yanıbaşlarında insanı yerine çivileyen bir hava vardır ve onların umrlarında değildir. yani yanıbaşlarındakilerden bile uzaklaşabilicek güçtedirler. konyak şişesinin içindeki o kutsal sıvı usulca azalmaltadır. havadaki kar taneleri ise deli gömleklerinden kurtulmuşçasına inicekleri yerleri kendileri belirlemektedirler artık. ve artık rüzgar da vardır. bir buz kütlesinin üzerindeki buhar kadar soğuk ve yakıcıdır. kahramanımız ve yazarımız bunu içlerindeki kırmızıya carptırıp ortaya doğaüstü bir renk, olağandışı bir his çıkartmaktadırlar. burası önemlidir. varolmayan bir şeyi, varolan şeyleri birbirlerine çarpıştırarak yaratmaktadırlar. kahramanımız ve yazarımız yanyana uzanmaktadırlar bunu söylemiştik. bulundukları yerin adının uzak olduğunu da söylemiştik. ve bir de konyak. kar hızını gittikçe arttırmıştır rüzgarın da etkisiyle. artık eskisi gibi kolay yok olmak bir yana dursun gittikçe birikmektedirler. uyku ise içkinin de etkisiyle kendini usulca hissettirmeye başlamıştır. kahramanımızın ve yazarımızın üzeri her geçen an daha da beyaz hale gelmektedir. üzerilerinde şimdiden ince bir kar tabakası oluşmuştur. konyağın son yudumunu da paylaşıp gözlerini yumarlar. uzakta kar ve rüzgar onları çok geçmeden yutacaktır. şimdiden iyice kalınlasan kar tabakası uzayp giden beyazlıkta iki nokta olan kahramanımızı ve yazarımızı daha da fazla belirsizleştirmeye başlamıştır. çok geçmeden uzakta görünen tek şey beyazdır. kahramanımız ve yazarımız içlerinde hayli kırmızılıkla üstlerinde deli gomleği giydirilmiş milyarlarca kar tanesiyle uzakta uykuya dalarlar.