kahramanımızın yorgun olduğunu, yürürken ayaklarını yere sürtmesinden anlarız. siyah beyaz bir gecede -üstelik biraz da sisli- ilerlemektedir. hemen yanıbaşında denizin huzursuz dalgaları karayı dövmektedir. kahramanımız kısa aralıklarla dönüp dalgaların vurdukları yere bakar. kulaklarında kulaklıklar olduğundan sesi duyamamaktadır. kulaklıklarında çalan adagio for strings'in hastalıklı melodileri zihninin en ulaşılmaz noktalarına doğru usul usul ilerlerler. havanın insanı sersemletmeyen ama alttan alta ürperten serinliği kahrmanımızın teninde mütemadiyen oyalanıp yoluna devam etmektedir. kahramanımız yüzünün, burnunun üsüdüğünü hissetmektedir. yorgunluğu vücudunun her bir noktasında özellikle dizlerinde, alabildiğine hisseder. ve zihninin yorgunluğunun, fiziki yorgunluğu bastırdığında ortaya çıkaran o naif haz duygusunu yakalamaya çalışır düşüncelerinde. bir süre daha yürüdükten sonra ufak ahşap kulübeye yaklaştığını görür. hafif ahşap kapıyı nazikçe açıp içeri girer. odadaki her şey ufaktır. tıpkı kulübenin kendisi gibi. duvarın dibinde duran şömine, şömineye yakın duran yatak. hepsi olması gereken boyuttadırlar. hiçbiri olması gerektiğinden fazla değil. şömineden yayılan cılız kızıl ışık dalgaları kulübenin duvarlarında haylaz gölge oyunları yaratmaktadırlar. kahramanımız içeri girer girmez üsüyen yüzünde yanma hissetmeye başlar. o cılız kızıllıkların meydana getirdiği güçlü sıcaklık yüzünden tüm vücuduna yayılmaya başlar bir süre sonra. kahramanımız henüz yatağa ulaşmamışken bile gergin kaslarının birer birer gevşemeye başladiklarını hissetmeye başlar. yatağa vardığında ise çoktan mayışmış, uykunun şefkatli ellerine bırakmak üzredir kendini. siyah beyaz bir sehrin siyah beyaz bir kulübesinde cılız kızıl ışıkların odayı doldurduğu bir uykudur uyuyacağı. tüm hayatın tüm monokromluğuna başkaldırırcasına dalar uykuya. çünkü hayat onun için siyah beyaz monkrom bir tuvalden ibaret değil, üzerinde cümle renklerin dansettiği ortaçağdan kalma hayli sade ve hayli kendine has bir mozaiktir. kahramanımız o mozaiğin icinden en çok kırmızıyı seçer, uykuya teslim olurken.
Görsel: Saibogujiman kwenchana (2006/Chan-wook Park)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder